Tüm yazılar
Dijital Farkındalık10 dk okuma

Bugün Kaç Kararını Sen Verdin?

Algoritma Distopyası — Bölüm 1/5

Sabah uyandığında hangi haberi okuyacağını Google belirledi. İşe giderken müziği Spotify seçti. Öğle yemeğini Yemeksepeti önerdi. Akşam Netflix karar verdi. Gece kimi göreceğini Tinder hesapladı.

Sen bugün gerçekten kaç karar verdin?

Cevap muhtemelen sandığından çok daha az. Ortalama bir yetişkin günde yaklaşık 35.000 karar veriyor — en azından böyle sanıyorduk. 2025'te Nature Communications'da yayımlanan bir araştırma, algoritmaların insanların kararlarını 2:1 oranında yönlendirebildiğini gösterdi. Katılımcılar, kendileri için dezavantajlı olan seçeneği bile algoritmanın önerdiği yönde tercih etti.

Kaynak: Chugunova, M. et al. (2025). Nature Communications, 16. — nature.com

Bu yazıda, sabahtan geceye bir günün "algoritmik haritasını" çıkaracağız. Hangi kararlarınızı siz veriyorsunuz, hangilerini bir yazılım sizin yerinize veriyor — ve aradaki sınır neden giderek bulanıklaşıyor.

06:30 — Uyanış: Günün İlk Kararını Kim Veriyor?

Alarmınız çalar. Telefonu elinize alırsınız. İlk refleks: bildirimler.

Kilit ekranında gördüğünüz bildirim sıralaması rastgele değildir. iOS ve Android, bildirim önceliklendirmesini kullanım alışkanlıklarınıza göre yapar. Hangi uygulamayı ilk açacağınız, işletim sisteminin size en çok tıklama ihtimali verdiği bildirimi üste koymasıyla şekillenir.

Sonra haber okursunuz. Google Discover veya Apple News, size "ilgi alanlarınıza göre" haber gösterir. Ama bu cümle masum değildir. İlgi alanlarınız = algoritmik profiliniz. Dün neye tıkladıysanız, bugün onun benzeri gelir.

Robert Epstein'ın araştırmasına göre, Google'ın otomatik tamamlama önerileri oy verme davranışını %20'ye kadar etkileyebiliyor. Yani düşüncenizin başlangıç noktası bile sizin olmayabilir — siz aramaya başlamadan, algoritma cümlenizi tamamlıyor.

Kaynak: Epstein, R. et al. (2024). PNAS. — pnas.org

08:00 — İşe Giderken: Müzik, Rota, Reklam

Spotify çalıyor. "Discover Weekly" veya "Daily Mix" açtınız. Dinleyeceğiniz müziği Spotify'ın öneri algoritması belirledi — psikolojik durumunuza göre, son 30 günlük dinleme geçmişinize göre, hatta günün saatine göre. Enerji verici mi, sakinleştirici mi? Karar sizin değil.

Google Maps veya Yandex Navigasyon rotanızı seçiyor. Ama "en hızlı rota" her zaman sizin için en hızlı olan değildir — trafik yönetim algoritmaları belirli yolları dengelemek için bazı kullanıcıları alternatif güzergâhlara yönlendirir.

Bu sırada ekranda bir reklam belirir. Dün arkadaşınızla koşu ayakkabısından bahsettiniz — ve şimdi Nike reklamı karşınızda. Tesadüf değil. "Reklamcının Gözünden" serisinde anlattığımız gibi, telefonunuz sizi dinlemiyor (muhtemelen), ama dijital davranış profiliniz zaten o konuşmayı tahmin etmişti.

İlgili yazı: Reklamcının Gözünden 2/3 — Telefonunuz Sizi Dinliyor mu?

12:00 — Öğle Yemeği: Seçim Paradoksu

"Ne yesem?" sorusuna Yemeksepeti, Getir veya Google Maps cevap veriyor. Öneriler, geçmiş siparişlerinize, bulunduğunuz konuma ve restoran sahiplerinin reklam bütçelerine göre sıralanıyor.

Burada kritik bir ayrım var: keşif mi, yönlendirme mi?

Bir restoran uygulaması size "keşfetmeniz için" yeni bir yer önerdiğinde, aslında keşfi sınırlandırıyor. Size gösterilen 10 seçenek, bölgenizde bulunan 500 restorandan filtrelenmiş bir avuç — ve filtreleme kriterleri sizin zevkiniz kadar, restoran sahibinin platformda ödediği komisyona da bağlı.

2025'te ArXiv'de yayımlanan Beyond Algorethics çalışması bunu şöyle ifade ediyor: "AI öneri sistemleri bireysel tercihleri yansıtmakla kalmıyor, aktif olarak şekillendiriyor — belirli davranışları güçlendirirken diğerlerini bastırıyor."

Kaynak: Ferrara, E. et al. (2025). ArXiv. — arxiv.org

Yani yemek seçiminiz bile bir müzakere — siz, algoritma ve reklam bütçesi arasında.

15:00 — Çalışma Saatleri: Görünmez Patron

İşyerinde de karar verme yetkisi sessizce kayıyor.

Amazon depolarında çalışanların tuvalet molası dahil her hareketi algoritmik olarak izleniyor. "Verimlilik skoru" düşerse otomatik uyarı geliyor — kararı veren bir insan yönetici değil, bir optimizasyon fonksiyonu. Uber sürücülerinin ne zaman çalışacağını, hangi bölgeye gideceğini ve ne kadar kazanacağını surge pricing algoritması belirliyor. Kâğıt üzerinde "bağımsız çalışan" statüsündeler, ama her iş kararı bir makine tarafından alınıyor.

2025'te ArXiv'de yayımlanan bir araştırma, algoritmik yönetimin çalışan özerkliğini sistematik olarak azalttığını gösterdi. Bazı çalışanlar "nesnellik" algısını beğeniyor — ama çoğunluk, kontrol kaybı ve belirsizlik hissediyor.

Kaynak: Grzymek, V. et al. (2025). ArXiv. — arxiv.org

Siz de bir beyaz yaka olarak bundan muaf değilsiniz. LinkedIn'in size gösterdiği iş ilanları, Gmail'in "önemli" olarak işaretlediği e-postalar, Slack'in bildirim önceliği — hepsi algoritmik kararlar.

19:00 — Akşam: Eğlence mi, Programlama mı?

Netflix açıyorsunuz. "İzleyecek bir şey bul" diyorsunuz.

Ama bulmuyorsunuz — Netflix buluyor. Platformun öneri motoru, ana ekranda gördüğünüz her kapak resmini bile kişiselleştiriyor. Aynı filmin size gösterdiği kapak ile eşinize gösterdiği kapak farklıdır — çünkü algoritma, hangi yüzün, rengin veya sahnenin sizi tıklatma ihtimalinin yüksek olduğunu biliyor.

TikTok bunun bir adım ötesinde. Platformun iç belgelerine göre, "For You" algoritması bir kullanıcının psikolojik profilini 40 dakikada çıkarabiliyor. İçerik tercihlerinizi değil, zaaflarınızı hedefliyor. Tek KPI: sizi platformda tutmak.

Netflix'te "bir bölüm daha" dediğiniz her an, otomatik oynatma (autoplay) mekanizması çalışıyor. Bu bir kolaylık değil — bir sürtünme azaltma (friction reduction) tasarımı. Durmanız için bilinçli bir karar vermeniz gerekiyor; devam etmek için hiçbir şey yapmanız gerekmiyor. Varsayılan her zaman "devam et" — ve Nir Eyal'in Hooked kitabında anlattığı gibi, bu tasarım tesadüf değil, mühendislik.

Kaynak: Eyal, N. (2014). Hooked: How to Build Habit-Forming Products. Portfolio/Penguin.

22:00 — Gece: İlişkinin Başlangıç Noktası

Tinder, Hinge veya Bumble açıyorsanız, kiminle eşleşeceğiniz bir algoritmaya bağlı.

Tinder'ın (artık resmi olarak kaldırıldığı söylenen ama etkisi süren) ELO skoru sistemi, size bir "çekicilik puanı" atıyor. Bu puan size gösterilmiyor ama her sağa/sola kaydırma onu değiştiriyor. Kimleri gördüğünüz, kimler sizi gördüğü — romantik ilişkinin başlangıç noktası — bir yazılım tarafından kontrol ediliyor.

Düşünün: bir insanla tanışma ihtimaliniz, o insanın size gösterilmesine bağlı. Ve gösterilme kararını bir optimizasyon fonksiyonu veriyor. İkna edici bir arayüzle sunulan algoritmik bir eşleştirme, size "kendi seçiminiz" gibi hissettiriliyor.

Peki Bu Neden Fark Edilmiyor?

NIH'de 2025'te yayımlanan bir çalışma çarpıcı bir şey gösterdi: AI tarafından değerlendirileceğini bilen insanlar, kendilerini "daha analitik" sunmaya başlıyor — çünkü AI'ın analitik özelliklere değer verdiğine inanıyorlar. Yani algoritma sadece kararlarımızı değil, kendimizi nasıl sunduğumuzu da değiştiriyor.

Kaynak: Shin, D. et al. (2025). PMC / NIH. — pmc.ncbi.nlm.nih.gov

Fark edemememizin üç nedeni var

  1. Arayüz maskeleme: Algoritmik kararlar "sizin için özelleştirildi" ambalajıyla sunuluyor. "Sana özel" dendiğinde kontrol hissi güçleniyor — ama aslında azalıyor.
  2. Kolaylık takası: Her algoritmik müdahale hayatı biraz daha kolay yapıyor. Müzik seçmek, yemek bulmak, film aramak zahmet. Algoritmaya bırakmak rahatlık. Her kolaylıkta küçük bir karar yetkisi devrediyoruz — ve toplamı fark etmiyoruz.
  3. Kademeli normalleşme: 2010'da Netflix'in film önerisi büyüleyiciydi. 2026'da algoritmanın romantik eşleşme yapması "normal." Her adım küçük, ama 16 yılın toplamı devasa.

35.000 Kararın Denetimi

Bu yazıdan sonra telefonunuzu nehre atmanızı beklemiyorum. Ama yarın sabah bir deney yapmanızı öneriyorum:

24 saatlik karar günlüğü.

  1. Telefonunuzu her açtığınızda "bu kararı ben mi verdim, algoritma mı önerdi?" diye sorun.
  2. Gün sonunda iki sütun çizin: benim kararlarım / algoritmanın kararları.
  3. Oranı görünce şaşıracaksınız.

Farkındalık ilk adımdır. Ama tek başına yetmiyor — Harvard Kennedy School'un 2025 araştırması, algoritma farkındalığı yüksek kişilerin bile davranış değiştirmekte zorlandığını gösteriyor. Bilmek, yapmak değil.

Kaynak: Baughan, A. et al. (2025). Harvard Kennedy School Misinformation Review. — misinforeview.hks.harvard.edu

O zaman ne yapacağız? Bu sorunun cevabı bu serinin geri kalanında.

Sıradaki Yazı: Özgür İrade Bir Güncellemeyle Kaldırıldı

Algoritmalar sadece kolaylık sunmuyor — Shoshana Zuboff'un deyimiyle "deneyiminiz ücretsiz hammadde olarak ele geçiriliyor." İkinci yazıda gözetim kapitalizminin mimarisini, Çin Sosyal Kredi Sistemi'ni ve Hollanda'da bir hükümetin düşüşüne neden olan algoritmik skandalı anlatacağım.

Devamını Oku

Bu yazı, "Algoritma Distopyası" serisinin ilk yazısıdır. Seri, "Reklamcının Gözünden" serisinin felsefi devamıdır — o seride reklam mekanizmasını anlattık, bu seride o mekanizmanın toplumsal ve bireysel sonuçlarını anlatacağız.

Ömer Faruk Gürler — Dijital Pazarlama Uzmanı & Sistem Mimarı

Kaynaklar

  1. Chugunova, M. et al. (2025). "Algorithms change the way humans make decisions." Nature Communications, 16. — nature.com
  2. Epstein, R. et al. (2024). "Search engine manipulation and voter preferences." PNAS. — pnas.org
  3. Ferrara, E. et al. (2025). "Beyond Algorethics: AI recommendation systems shape preferences." ArXiv. — arxiv.org
  4. Grzymek, V. et al. (2025). "Algorithmic management and worker autonomy." ArXiv. — arxiv.org
  5. Shin, D. et al. (2025). "AI evaluation changes human self-presentation." PMC / NIH. — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
  6. Baughan, A. et al. (2025). "When knowing more means doing less." Harvard Kennedy School Misinformation Review. — misinforeview.hks.harvard.edu
  7. Eyal, N. (2014). Hooked: How to Build Habit-Forming Products. Portfolio/Penguin. — amazon.com
  8. Zuboff, S. (2019). The Age of Surveillance Capitalism. PublicAffairs. — news.harvard.edu
  9. The Social Dilemma (2020). Yönetmen: Jeff Orlowski. Netflix.

Bir projeniz mi var?

Konuşalım