Bir Danışanın Gözüyle: Sizi Google'da Arıyorum
Randevu almadan önce ne düşündüğünüzü hiç merak ettiniz mi?
Bu yazıyı farklı bir perspektiften yazmak istiyorum. Uzman gözüyle değil, potansiyel danışan gözüyle. Çünkü bazen en öğretici şey, karşı tarafın ayakkabılarını giymek. Diyelim ki bir kişi psikolog arama kararı verdi. Bu kararın kendisi zaten kolay değil. Haftalar, belki aylar süren bir iç savaşın ardından 'tamam, yardım alacağım' noktasına gelinmiş. Şimdi arama başlıyor.
İlk Arama
Google açılıyor. 'Psikolog' yazıyor, şehrini ekliyor. Karşısına bir liste çıkıyor. İlk birkaç sonuca tıklıyor. Ne görüyor? Bazılarında sadece bir isim ve telefon numarası var. Bazılarında çok eski bir web sitesi — son güncelleme 2019 yılında yapılmış, fotoğraflar pikselleşmiş. Bazılarında ise hiçbir şey yok, sadece dizin sitelerindeki kısa profiller. Bu bağlamda 'hiçbir şey yok' derken şunu kastediyorum: O kişi hakkında bir fikir edinmeyi sağlayacak hiçbir içerik yok. Nasıl düşünüyor, hangi yaklaşımı benimsiyor, kiminle çalışıyor — bunların hiçbiri yok.
Güven Nasıl Kurulur?
O araştırma yapan kişi, bir uzmanın web sitesine giriyor ve şunları arıyor: Bu kişi kim? Nasıl biri? Benimle mi ilgilenecek? Bu soruların cevabını bir özgeçmiş listesi vermiyor. Sertifikalar dizisi vermiyor. O cevabı genellikle şu şeyler veriyor: Dürüstçe yazılmış bir 'Hakkımda' sayfası. 'Nasıl çalışıyorum' başlıklı bir metin. Belki bir iki blog yazısı — uzmanın aklından geçenleri, yaklaşımını, dünyayı nasıl gördüğünü anlatan. Bu içerikler teknik değil, insani. Ve psikoloji gibi güvenin her şey olduğu bir alanda, insani olmak en güçlü pazarlama aracı.
Vazgeçme Anları
Araştırma sürecinde insanlar ne zaman vazgeçiyor? Bunu düşünmek önemli. Web sitesi yoksa ya da çok eski görünüyorsa: 'Bu kişi aktif mi?' sorusu geliyor. Şüphe başlıyor. Fiyat hakkında hiçbir bilgi yoksa: 'Görüşeceğim, sonra utanacağım' korkusu geliyor. Randevu almaktan kaçınılıyor. İletişim yöntemi çok karmaşıksa — sadece telefon, ulaşmak zor görünüyorsa: Başka biri aranıyor.
İyi Bir Web Sitesi Ne Yapar?
Ve belki en önemlisi: Web sitesi soğuk ve kurumsal görünüyorsa, insan yoksa arka planda — o kişi başka bir uzmana yöneliyor. Çünkü psikolojide insanlar uzmana değil, insana gidiyor.
O araştırma yapan kişi iyi bir web sitesine girdiğinde şunu düşünüyor: 'Bu kişi beni anlıyor gibi.' Bu his, sertifika listesinden değil, o sitedeki her kelimeden geliyor. Ve o his oluştuğunda, randevu alma kararı çok daha kolay. Çünkü artık bir yabancıya değil, bir nebze tanıdığına gidiyor.
Dijital varlığınızı o ilk temas anı olarak düşünün. Sizi hiç görmemiş, hiç duymamış biri o sitede ilk izlenimini oluşturuyor. Bu izlenim doğruysa, kapı açılıyor. Yanlışsa ya da hiçbir şey yoksa, o kişi bir daha dönmüyor.
Bir projeniz mi var?
Konuşalım