Uzmansın Ama Görünmüyorsun
Dijital varlık yoksa, uzmanlık da görünmüyor.
Birkaç ay önce bir psikolog arkadaşımla konuşuyordum. On yılı aşkın deneyimi var, iki ayrı uzmanlık eğitimi almış, danışanlarından sürekli olumlu geri dönüşler alıyor. Sohbetin bir noktasında 'Google'da beni arayan biri ne görür?' diye sordum. Durdu. 'Hiç düşünmemiştim' dedi. Bu cümle benim için çok şey anlatıyor. Çünkü bu durum sadece o arkadaşıma özel değil. Türkiye'deki yüzlerce, belki binlerce uzmanın ortak gerçeği bu: Yıllarca eğitim aldılar, sertifika peşinde koştular, deneyim biriktirdiler. Ama dijitalde neredeyse yok gibiler.
Görünmemek Bir Tercih mi?
Bunu sorduğumda genellikle iki tür cevap alırım. İlki: 'Ben referansla çalışıyorum, dijitale ihtiyacım yok.' İkincisi: 'Web sitesi yaptıracaktım ama bir türlü fırsat olmadı.' Her iki cevap da bir gerçeği örtbas ediyor: Görünmemek artık nötr bir pozisyon değil. Rakibiniz görünüyorsa, siz görünmüyor olmanız aktif bir kayıp anlamına geliyor. Referansla çalışmak güçlü bir yöntem. Ama referans size ulaşan birinin sizi kabul etmesini sağlar. Dijital varlık ise hiç tanımadığı hâlde sizi arayan, ihtiyacı olan ve doğru uzmana ulaşmaya çalışan birinin kapınıza gelmesini mümkün kılar. Bu ikisi birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan kanallar.
Uzmanlık Dijitalde Farklı Görünür
Bunu sıklıkla görüyorum: Bir uzman on yıllık deneyimini özgeçmişinde satır satır anlatıyor. Ama web sitesinde sadece bir telefon numarası ve 'Randevu almak için arayın' yazıyor. Dijital dünyada insanlar sizi seçmeden önce tanımak istiyor. Nasıl düşündüğünüzü, hangi yaklaşımı benimsediğinizi, nasıl biri olduğunuzu. Bir blog yazısı, paylaşılan bir düşünce, dürüstçe yazılmış bir 'Nasıl çalışıyorum?' sayfası — bunlar bir CV'nin hiçbir zaman veremeyeceği şeyi veriyor: güven. Ve güven, özellikle psikoloji, hukuk, sağlık gibi alanlarda, işin temelidir.
Görünmemenin Gerçek Maliyeti
Dijital varlığınız olmadığında ne kaybediyorsunuz? Bunu somutlaştırmak zor çünkü kayıp görünmüyor. Sizi aramaya çalışıp bulamayan ve başka bir uzmana giden danışanı görmüyorsunuz. Web siteniz olmadığı için güvenilir bulmadığı için randevu almaktan vazgeçen kişiyi görmüyorsunuz. Ama o kayıplar yaşanıyor. Her gün, fark edilmeden. Bununla birlikte şunu da söylemek gerekiyor: Dijital görünürlük bir maratondur, sprint değil. Bugün kurulan bir web sitesi yarın sizi dolup taşırmayacak. Ama altı ay, bir yıl...
Nereden Başlamalı?
Çoğu uzman bu noktada 'tamam, ne yapmalıyım?' sorusunu soruyor. Cevap düşündüğünüzden basit: Önce var olun, sonra iyi görünün.
Var olmak şu anlama geliyor: İsminizi Google'da arayan biri bir şey bulsun. Bir web sitesi, bir LinkedIn profili, bir yazı. Dijitalde bir iz bırakmış olmak.
İyi görünmek ise şu anlama geliyor: Bulan kişi, 'Evet, bu kişi benim aradığım' diyebilsin. Bunun için gösterişli bir tasarıma değil, dürüst ve net bir içeriğe ihtiyacınız var. On yıllık uzmanlığınızı birinden gizlemenin anlamı yok. Dijital dünya onu görünür kılmak için orada bekliyor.
Bir projeniz mi var?
Konuşalım